Yaşamın ilk zamanlarında deneyimlenen tümgüçlülüğün, ilelebet sürmeyeceğini belli bir süre sonra fark eder bebek. Fakat bir sonsuzluk çemberi içinde yaşadığını zannederken ansızın yüzüne çarpmaya başlar kayıplar ve bitişler. Bu durumu yine nispeten erken fark etmemize rağmen, ileriki dönemlerde de bazı durumların ilelebet süreceği yanılgısına kapılırız. Bu durum hayatın hemen hemen her alanında deneyimlenebilir. Nitekim şu an herkesin beraberce içinden geçtiği bu pandemi döneminde de bundan bahsetmek mümkün. Birçok insan 1 senedir devam eden bu sürecin biteceğine olan inancını yitirdi. Sanki sonsuza kadar bu kapanın içinde bir şekilde yaşamaya mahkum olmuş gibi bir algı içinde olanların sayısı hiç de az değil. Haklı olarak.
Burada bakmamız gereken nokta belki de gerçeklikle bağlarımızı kopartmadan, bize iyi gelen şeylerin, arzularımızın peşinden koşmak, her şeyin bir sona tabi olduğunu unutmadan. Geçmişle olanı bağı ve bağlantıyı kopartmadan, değişim ve dönüşümleri kabul ederek, yeni gelene sırtımızı dönmemek bu noktada en sağlıklı gözüken konum.
Her ne kadar zaman zaman yapsak da, bu noktada gerçekliği eğip bükmeye çalışmadan olduğu gibi sahiplenerek, yola devam etmek ya da en azından bunun için çabalıyor olmak çok önemli.

